top of page
  • Ayşe Sungur & Nihan Okudan

NE DİLEDİĞİNE DİKKAT ET: MAGICAL GIRL

Magical Girl; Carlos Vermut’un yazıp yönettiği İspanya Fransa ortak yapımı filmdir. Başrollerini Bárbara Lennie, Luis Bermejo ve José Sacristán’ın üstlendiği 2014 yapımı film, prömiyerini 39. Toronto Film Festivali’nde yapmış; çeşitli festivallerde en iyi yönetmen ve en iyi aktris başta olmak üzere birçok ödül kazanmıştır. Ünlü İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar’ın da övgüyle bahsettiği film; “Dünya”, “Şeytan” ve “Beden” adlı üç bölümden oluşuyor. Merkezinde Bárbara, Damián ve Luis adlı üç karakter var ve film ilerledikçe bu karakterlerin hikayelerinin birbirine bağlandığını görüyoruz. Hikayenin bir tarafında Luis, lösemi hastası olan kızı Alicia’nın ölmeden önceki son dileğini gerçekleştirmeye çalışırken diğer tarafta Bárbara ve Damián’ın çarpık öğretmen-öğrenci ilişkisi sonrası hayatlarının değişimini izliyoruz.


Olaylar, Luis ve kızı Alicia’nın hikayesiyle başlar. Luis, kan kanseri olan 12 yaşındaki kızı Alicia’nın en büyük üç dileği arasında olan pahalı bir anime kostümünü kızına almayı kafasına koyar. Bu sırada Alicia ile ilgili, babasına yazdığı mektupla beraber seyirciye gösterilen tek şey, babasının ilgisine muhtaç bir kız çocuğu olduğudur. Ancak Luis, kızını mutlu etmenin yolunu maddi paylaşımlarda arar. Kostümü satın almaya öylesine odaklanmıştır ki kızının mektubunu dinleyemez. Alicia’nın babasına aynı evin içinde sesini duyuramayıp radyodan ulaşmaya çalışması da oldukça dikkat çekicidir. Başlarda oldukça sağlıklı görünen ancak film ilerledikçe yüzeyselliği anlaşılan bu baba-kız ilişkisi ve iletişimsizlik hali, ikisinin de sonunu getirecektir.


Bárbara ise, ilk olarak matematik hocası Damián ile olan sahnesinde karşımıza çıkar. Hocasına hakaret ederkenki cüretkar tavrı dikkat çekicidir. Bu kısa sahnenin ardından zamanda uzunca bir sıçramayla günümüze gelinir. Bárbara artık psikolojik sorunları açıkça görünen genç bir kadındır. Film boyunca Damián üzerinde kurduğunu gözlemlediğimiz tahakküm, kocasıyla ilişkisinde tam tersine döner. İkilinin ilk sahnesinde Bárbara’nın, kocası Alfredo’nun önünde diz çökmüş biçimde karşımıza çıkması ve kocasından emirler alması, ilişkinin dinamiklerini gözler önüne serer. Ayrıca Bárbara’yı sürekli terk etmekle tehdit etmesi ve kendisine muhtaç olduğunu vurgulaması, bir psikiyatrist olan Alfredo’nun onu bilerek kendine bağımlı hale getirdiğini düşündürür. Bu durum, Bárbara-Damián ilişkisinin bir benzeri olarak karşımıza çıkar. Kocasından farklı olarak Bárbara, karşısındaki insanı tesiri altına almak için kendisinin ona muhtaç olduğu imajını çizer. Damián’ı koruyucu meleği olarak adlandırması da bu açıdan ele alınabilir.


Bárbara için 10 yılını hapiste geçiren Damián için ise durum içinden çıkılamaz bir hal almıştır. Bárbara aradığında verdiği tepkide ve psikoloğuyla yaptığı görüşmede, onun etkisi altından çıkmak için verdiği çaba anlaşılır. Ancak Bárbara’nın yine kendisine muhtaç bir şekilde karşısına çıkmasıyla yıllardır verdiği çaba altüst olur ve onun için gözünü kırpmadan ölmeye ve öldürmeye hazır hale gelir. İkili arasındaki ilişkinin boyutu seyircinin yorumuna bırakılmıştır. Bárbara’nın, insanların sadist/mazoşist zevkleri için bedenini kullanarak para kazanıyor olması çocukken yaşamış olabileceği istismar sonucu aldığı bir aksiyon olarak yorumlanabilir. Bunun yanında, Luis Bárbara’yla birlikte olduklarını söylediğinde Damián’ın hem Bárbara’nın Luis gibi bir adamla birlikte olmasını hem de kocasını aldatmış olmasını şaşkınlıkla karşılaması, Bárbara’yı ulaşılmaz ve kusursuz bir konuma koyduğu şeklinde yorumlanabilir. Kafasındaki Bárbara imajına zarar gelmemesi için de çözümü, Luis’i ve Luis’in Bárbara’yla ilişkisini kaydettiği telefonunu ortadan kaldırmakta bulur.


Vermut, seyirciyle iletişime geçerken çeşitli semboller ve satır arası mesajlardan sıkça yararlanıyor. İşlenen karakterlerle, sürekli arada kalmışlık duygusu yansıtılıyor. Hiçbir karakter siyah ya da beyaz, duygusal ya da rasyonel değil. Kararlarının arkasındaki motivasyonlar, film boyunca incelikle işlenmiş. Bu arada kalmışlık hali, filmde boğa güreşi üzerinden anlatılıyor: "İspanya'da boğa güreşi neden bu kadar popüler, İspanyollar neden sürekli kavga halindeler biliyor musun? Çünkü biz rasyonel mi duygusal mı olduğuna karar verememiş bir toplumuz. İskandinav ülkeleri tamamen akılcıdır, Araplar veya Latinler duygulu ve tutkulu olduklarını komplekssiz şekilde kabullenmişlerdir. Bu milletler güçlü yönlerinin ne olduğunu bilir. İspanyollarsa ikisinin ortasında dengede yer alır. biz İspanyoluz, boğa güreşi gibiyiz. Boğa güreşi içgüdü ile tekniğin, duygu ile mantığın savaşıdır."


Damián karakteri, sıkışmışlık hissini seyirciye yansıtmakta oldukça başarılı. Hapisten sonraki hayatını, Bárbara’nın etkisinden kurtularak yeniden kurmaya çalışıyor. Ancak bu çaba içerisindeyken yaptığı yapbozun kaybolan son ve en ortadaki parçası, ileriki sahnelerde Luis tarafından bulunup önemsenmeden bir kenara fırlatılıyor. Bu yapboz parçasının Damián için Bárbara’yı temsil ettiği söylenebilir. Nitekim Bárbara için ölmeye karar verdiğinde yapbozu bozuyor. Dolayısıyla, filmin ilk sahnesinde ‘2+2=4’ diyerek karşımıza çıkan Damián, filmin sonunda verdiği duygusal kararlarla, duygu ve mantık arasındaki çelişkiyi oldukça başarılı bir şekilde temsil ediyor.


Film toplumsal ve politik açılardan da dikkat çekici detaylara sahip. Olayların arka planında, seyirciye karakterler arasındaki sınıf çatışması veriliyor. Örneğin, Bárbara ve Luis’in tanıştığı ilk gece mutfak sahnesinde net bir şekilde görebiliyoruz bu gerilimi. Bárbara televizyon programları izlemeyi sevdiğini söylerken Luis bu programların insanlara kendilerinden daha zor durumda insanlar olduğunu gösterip onları pasifleştiren bir eylem olduğunu ve Bárbara’nın içinde bulunduğu şartlar sebebiyle bu duruma daha konforlu bir yerden baktığını düşünüyor. Bu sahnede karakterlerin fikirlerinin, içinde bulundukları toplumsal sınıfların düşünce yapısıyla şekillendiğini görebiliyoruz. Sınıf çatışmasının yanında, İspanya’da yaşanan ekonomik buhrana film boyunca sıkça gönderme yapılmış. Bu buhran, Luis’in kendisini şantajcı konumuna düşürüp hayatına mal olacak hatalar yapmasına yol açıyor. Kızının son istediğini gerçekleştirmek ve ölmeden önce onu biraz olsun mutlu etmek için önündeki tek engel para ancak bu paraya ulaşmanın bedeli herkes için çok ağır oluyor. Ekonomik sıkıntıların büyüklüğünü göstermek için yönetmen, yan karakerlerden de faydalanıyor. Örneğin, Luis’in sık sık gittiği mekanın sahibi olan kadın, ekonomik krizin doğurduğu sorunlardan ve hayatı sürdürmenin ne kadar zor olduğundan bahsediyor. Ayrıca, birçok alanda görülen yozlaşma, eğitim sistemi üzerinden de aktarılmış. Eski matematik öğretmeni olan Damián’ın, kendisi de öğrencisiyle uygunsuz bir ilişkide bulunmuş olan bir öğretmen olarak, sisteminin ne kadar yozlaşmış olduğundan bahsetmesi olduça ironik çünkü aslında kendisi de bu sistemin bir parçası.


Magical Girl, yönetmenin ikinci uzun metraj filmi olmasına karşın kendine has bir tarz geliştirdiğini söyleyebiliriz. Kullanılan müzikler, ses tercihleri, çekim açıları ile karanlık bir atmosfer yaratmayı başarmış gibi görünüyor. Filmde işlenen konulara uygun şekilde soğuk ve gergin bir ortam hakim. Çoğu sahnede gerilimi vermek adına müzik kullanmamayı tercih eden yönetmen, olayları tüm donukluğu ve çarpıcılığıyla aktarıyor. Filmde en çok dikkat çeken şarkılar Damián ve Bárbara’nın dinlediği şarkı olan “Ateşin Kızı” ile Alicia’nın tutkunu olduğu anime şarkıları. Bu tercihlerin de rastgele olmadığı, hikayenin gidişatı için önemli olduğu çok açık. “Ateşin Kızı” şarkısı Damián ve Bárbara’nın sahneleri arasında bir geçiş ve bağ kurma yöntemi olarak kullanılırken Alicia’nın dinlediği Japonca şarkılar da aslında hikayenin başlangıcını oluşturan ve Luis’in şantajıyla devam eden olaylar silsilesinde önemli bir yere sahip. Nitekim Alicia’nın hikayesi de arka fonda aynı şarkı çalarken bitiyor. Damián’ın telefonu almak için Luis’in evine gelip Alicia ile karşılaştığı sahnede bu şarkının kullanılması da olayla bir tezatlık oluşturması, hissettirdiği duygularla arasındaki zıtlık bakımından çok etkileyici bir seçim olmuş. Sinematografik açıdan da oldukça büyüleyici olan film, seyircisine aktarmak istediklerini görsellerle destekleme konusunda çok başarılı. Kullanılan renkler, dekor, çekim açıları; filmdeki gerilimin izleyiciye etkili bir şekilde geçirilmesine olanak sağlıyor. Kameranın karakterlerden uzakta konumlandırılması ise filmin vermek istediği güvensizlik hissini arttırıyor. Şiddet, olaylarda ciddi bir yer kaplarken yönetmen şiddet sahnelerini göstermeyi tercih etmemiş ancak bu durum filmin geriliminden hiçbir şey götürmüyor. Aksine kattığı gizem ile birlikte izleyiciyi daha da diken üstünde tutuyor ve yaratılan karanlık atmosferi destekliyor.


Magical Girl, İspanyol geriliminin en güzel ve en çarpıcı örneklerinden biri. Hem teknik özellikleri hem de hikayesi ve değindiği noktalarla oldukça ilgi çekici bir film ortaya çıkmış. Tüm bunların yanında iyi oyunculukları ve yönetmenliğiyle de seyir zevkini üst düzeye çıkaran bu filmi izlemenizi öneririz.


Kaynakça

Sebahat Demirbaş, Magical Girl (2014), SineTürkiye, 2022https://sineturkiye.com/magical-girl-2014/

Havva Yılmaz, İyinin Kötüsü Kötünün İyisi (Magical Girl, Carlos Vermut), Hayal Perdesi Dergisi, May-June 2015, s.42-45 https://www.academia.edu/40263624/%C4%B0yinin_K%C3%B6t%C3%BCs%C3%BC_K%C3%B6t%C3%BCn%C3%BCn_%C4%B0yisi_Magical_Girl_Carlos_Vermut_



877 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page