top of page
  • Işılay Kolik

Yakarsa Dünyayı Garipler Yakar - Carrie (1976) ve Pearl (2022) Karşılaştırmalı İncelemesi



Pandemi sonrası adeta küllerinden doğan slasher film furyasının en yeni temsilcilerinden olan yönetmen Ti West, geçen yıl rüştünü X (2022) ile ispatladıktan sonra arkasından gelen Pearl (2022) ile tüm korku severlerin zihninde yer etti. Toplumdan izole bir çiftlikte yaşlı anne ve babasının ihtiyaçlarını karşılaması gereken Pearl’un (Mia Goth) hayatın gerçekleri ile ideallerinin çakışmasını izlediğimiz film, hikaye anlatıcılığı ve sinematografisi ile otantikliğini korurken formülü ile de türünün öncüsü Carrie’ye (1976) bir selam çakıyor.



Yaşadıkları problemlerle baş ederken günün sonunda ellerini kana bulayacak olan bu iki kızın benzerlikleri bir hayli fazla ve kalp kırıcı. Önemli uyarı, yazının devamında bu iki film ile ilgili sürpriz bozanlar olacaktır!


Anne Problemleri

Aralarında tam 46 sene olan bu iki başarılı korku filminin en büyük ortak noktası kızlarımız Pearl ve Carrie’nin (Sissy Spacek) anneleriyle ilişkilerinin bir hayli karmaşık olması. Pearl tüm gün çiftlikte ağır işler yapıp akşam da hasta babasına bakarken bir yandan da annesinin zorbalıklarına maruz kalır.


Yaptığı yemekler beğenilmeyen, ses tonu dahi eleştirilen, tüm gün çiftlik hayvanlarının peşinde koşturulan Pearl; şehre inip sinemaya gittiğinde annesinden oldukça onur kırıcı ve korkunç bir azar yer. Ev içinde emeği sömürülen daha ergen bir kız olan Pearl’ün basit bir eğlence arzusu bile evde bir suç ve itaatsizlik olarak görülür.



Yalnızca eğlenmek isteyen bir genç kız olduğu için suçlanan diğer karakter ise Carrie. Tüm yaşıtları gibi mezuniyet balosuna gitmek isteyen Carrie, bunu annesine ima bile edemez. Çünkü annesi, mezuniyet balosu gibi “kızlı-erkekli” etkinliklere süslenerek giden gençlerin ahlaksız ve yoldan çıkmış olduğunu her fırsatta dile getirirken eğer kendi kızı böyle bir yere gidecek olsa kahrından öleceğini bile söyler.



Küçücük eğlencelerin, dans etmenin, bir geceliğine bile olsa saçlarına tokalar takmanın hayaline ulaşmaya çalışan bu kızlar anneleri tarafından tehdit edilir. Günün sonunda “ahlaksız” damgasını yiyeceklerini bilmelerine rağmen annelerini ikna yoluna giden bu iki kız da başarısız olur. Maalesef ilk gençlik yıllarını annelerine yaranmaya çalışarak geçiren Pearl ve Carrie, annelerinin gözünde sapkın bir imajın ta kendisi olurlar.


Nerede Bu Devlet?

İki filmin en büyük ortak noktalarından bir diğeri de kendi dönemlerinin Amerika’sına ışık tutmaları.


1976 yılında yapılan Carrie, aynı adlı Stephen King romanının beyaz perdeye yapılan ilk uyarlaması. King, romanı 1973 yılında yazarken Amerika, kadın hakları açısından oldukça sancılı bir süreci yeni yeni atlatmaya çalışıyordu. Bireylerin kürtaj yaptırma özgürlüğünü koruyan Roe v. Wade, ABD Yüksek Mahkemesinden alengirli bir politik krizin ardından nihayet geçmişti.


Kürtaj hakkının kapalı kapılar ardında sağlıksız koşullarda yapılmasını engelleyen, ekonomik imkansızlıkları olan hamilelerin de sağlık hizmetlerine ulaşımına destek olan ve bunların kişinin gizliliğini ihlal etmeden yapılmasını sağlayan Roe v. Made yasasının resmileşmesi 70’ler Amerika’sındaki hükümet içerisindeki merkez sağ dincileri, katolikleri, baptistleri ve mormonları bir hayli rahatsız etmişti.



Yasalarla korunan haklara ulaşımı “aile yapımıza ters” diyip engellemeye çalışan bu gruplar, özellikle hassas grupları ve gençleri korkutarak onları kürtajdan ve her türlü doğum kontrolden soğutmaya çalıştılar. Tüm bunların yaşandığı sırada gençler terör atmosferiyle kendi bedenlerinden uzaklaşırken, maalesef ki kimsenin aklına o dönemde bu gençleri domestik tehlikelerden de korumak gelmedi. Yasalar önünde istedikleri kadar özgür olsalar da evlerinde kapalı kapılar ardında günahkar ilan edilen bu gençleri koruyabilecek bir mekanizma yoktu. Bunu yapabilecek tek grup belki de gençlerle birebir iletişim kurabilen öğretmenler olmasına rağmen, Carrie okulda zorbalandığında ya da evde annesinin saldırısına uğradığında hiçbir öğretmen onu fark etmedi. Kendisi de ücretli öğretmenlik yapmış olan Stephen King, belki de Carrie ile bir öz eleştiri vermiştir. Duyarsızlaşmaya ve görmezden gelmeye bir öz eleştiri, nerede bu millet ve devlet diyenlere bir özür borcu Carrie.


Ufak bir dipnot olarak da 2022 yazında Roe v. Made yasası yüksek mahkeme tarafından iptal edildi ve 1973’te kazanılan haklar kaybedildi.


Pearl’de ise yaşanan bu devlet-birey krizi daha çok ekonomik bir yerden geliyor. Genç bir kız olan Pearl’ün çiftlikteki tüm sorumluluğu üstlenmek durumunda kalmasının sebeplerinden biri de I. Dünya Savaşı. Tüm genç erkekler orduya yollandığı için normalde sağlıklı bir işçinin yapması gereken çiftlik sorumluluklarını Pearl her gün tek başına yapmak zorunda. Tüm iş gücü orduya aktarılmış işçi bulmak imkansızken bulunsa da artan deflasyon yüzünden ortalama bir ailenin o işçiye para vermesi daha da imkansız.



Son tahlilde, aslında bu iki kız da içine doğduğu olumsuz koşullar ve maruz kaldıkları baskıcı otoriteler yüzünden kendi hikayelerinin “canavar”larına dönüşüyorlar. Finallerine yaklaştıklarında kendilerine baskı uygulayan figürleri öldürmelerinin sebebi hayatta kalma çabalarının eseri oluyor.


Kısa ömürleri boyunca güç sahibi insanların onlara zarar verdiğine şahit olan bu kızlar, güce ulaştıkları zaman zarar vermekten başka bir şeyi bilmiyorlar. Yakarsa dünyayı garipler yakar diyip çıktıkları intikam yolculuklarında farkında olmadan kendi dünyalarını da yakıyorlar.


Günün sonunda Pearl ve Carrie’nin akıbetinin suçlusu kim diye kendi kendimize sorunca da devlet mi, aile mi, yoksa derin yalnızlıkları mı diye düşünürken insan fark ediyor ki bu filmler yalnızca korku filmleri değil, hepimizi derinden yaralayan modern insan trajedileri. Artık trajediler için antik çağlardan talihsiz kahramanları borç almamıza gerek yok çünkü modern dünya savaşları ve kötülükleri ile bize daha önce dikkat edilmemiş trajedi kahramanlarını gösterdi: evinin içinde yalnız ve baskılanmış hisseden kız çocukları.



Kaynakça

Collins, Molly Brianna, "CARRIE’S CHOICE: CONTEMPORARY FEMINISM AND SOCIOPOLITICAL CONSTRUCTIONS OF WOMANHOOD IN FILM ADAPTATIONS OF STEPHEN KING’S CARRIE" (2015). All Theses. 2091.


Bloom, Clive, ed. Gothic Horror: A Reader’s Guide from Poe to King and Beyond. New York: Palgrave Macmillan, 1998. Print.


Creed, Barbara. The Monstrous Feminine: Film, Feminism, Psychoanalysis. New York: Routledge, 1993. Print.







44 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page