top of page
  • Eylül Özer

Selvi Boylum Al Yazmalım: Kadınlık, Annelik ve Aşk

Cengiz Aytmatov’un dünya çapında ses getiren eseri, 1977 yılında Atıf Yılmaz’ın kamerasıyla beyaz perdeye aktarıldı. Başrollerini Türkan Şoray, Kadir İnanır ve Ahmet Mekin'in üstlendiği, seyircisini “Sevgi neydi?” sorusuyla baş başa bırakan o meşhur yapım: Selvi Boylum Al Yazmalım…


Asya, muhafazakar bir ailede büyümüş, kadın olduğu için bazı ortamlardan soyutlanmak, güzelliğini her zaman saklamak zorunda kalmış genç bir kadındır. Görücü usulü ile evlenmek üzere olduğu vakitlerde İlyas’la karşılaşır. İlyas ise filmde büyük bir simge olan kamyonuyla İstanbul’dan gelmiştir, Asya’ya kıyasla moderndir, şehirlidir. Birbirlerini gördükleri ilk an, aralarındaki çekim olanca büyüklüğüyle seyirciye geçer. Nihayetinde Asya İlyas’la kaçar ve görücü usulü bir evlilikten kurtulur. 



İlyas’ın Asya için tutkunun, yeni bir hayatın, harekete geçme güdüsünün temsili olduğu söylenebilir. Filmin başlarında ikisinin mutlu günlerine, tutkulu aşkına, çocuk sahibi oluşlarına şahit oluyoruz. İkilinin evliliği zamanla İlyas'ın uyguladığı şiddet ve aldatma sonucu bozuluyor. Asya hem yıkılan hayalleriyle hem de küçücük bebeğiyle baş başa kalıyor. Cemşit bu esnada Asya'nın hayatına kendisine iyi bir koca, çocuğuna ilgili bir baba rolüyle giriyor. Cemşit’in Asya için temsil ettiği şey ise kırılan güveninden sonra gelen bir merhem, çaba, bağlılık oluyor.


Asya'nın seçimini toplumsal ve bireysel açılardan değerlendirip birçok şekilde sorgulayabiliriz. Burada aklımıza gelen sorulardan biri şu oluyor: Annelik Asya'nın özgürlüğünü mü kısıtladı? Toplumsal açıdan anneliğin, aile kurumunun, kadını hapseden bir yapı olması öne sürülen düşünceler arasında. Filmde ise bu kavramın yansımasını Cemşit ve Asya'nın kurduğu ailede görüyoruz. “Asya seçiminde özgür müydü?” sorusu burada beliriyor: Çocuk söz konusu olduğu için mi Asya aşkından vazgeçip babalığın temsili olan Cemşit’i seçti?


Aklımıza gelen bir diğer çıkarım ise Asya’nın sevgi kavramına yüklediği anlam üstünden şekillenebilir. Filmin akıllardan çıkmayan son sahnelerini de değerlendirince Asya, sevgiyi emek üzerinden değerlendiriyor diyebiliriz. Cemşit’i seçmesinin birçok nedeninden biri de İlyas’ın kendi öz oğluna vermediği emeği, Cemşit’in onu sevmeyen bir kadına ve kendisinin olmayan bir çocuğa vermiş olması.



Annelik olgusuna gelince, Asya’nın film boyunca çocuğuna duyduğu zaafı görebiliyoruz. Buna neden olan pek çok şey var: İlyas’tan ayrılınca çocuğundan başka kimse kalmaması, çocuğunun babasız büyüyecek olması ve en önemlisi o minik evladına her baktığında hayatının aşkı İlyas’ı hatırlaması… Çocuklu ve yalnız bir kadın olmak büyük bir mücadele ister. Filmin geçtiği eril ortamda bunun baskısını hisseden Asya için Cemşit ile yaptığı evlilik bu zaafa en büyük örnek diyebiliriz. Son sahnedeki seçiminde özgür olup olmadığını sorgulamamız çocuğunu ön plana koyan bir anne olmasından kaynaklanıyor. 


Şiddet ve daha bireysel duyguları baz aldığımızda ise Asya’nın İlyas’ı tercih etmemesi özgürce bir karar verdiğini gösterir. Bunu şöyle açıklayabiliriz: Asya’nın evlilikleri sırasında şiddet görmesi onu İlyas’tan kopartmıştır. Hissettiği aşağılanma duygusu, toksik maskülen bir eş figürü Asya’ya, hissettiği kuvvetli duygulara rağmen kendi değerini fark etme ve kendi ayakları üzerinde durabilme motivasyonu verir. Orantısız eril hakimiyetin olduğu böyle bir ortamda Asya’nın bu kararı alabilmesi İlyas’a olan aşkına rağmen oldukça özgürleştirici bir adım. Asya bu kararı vererek karakterindeki güçlü ve kendinden ödün vermeyen duruşunu seyirciye sunuyor. 



Sonuç itibari ile Asya, anneliğin getirdiği bir zorunda kalınan sorumluluk ile olduğu kadar şiddetin getirdiği bir duygusal yıkımla da İlyas’ı reddediyor. Yaptığı tercihin cesurca bir hareket olduğu aşikar. 1977 yılında çekilmiş Selvi Boylum Al Yazmalım filmini incelediğimizde, Asya’yı baz alarak kadınların şu anki dönemde bile karşılaştığı “görünmez” zorluklar, şiddet ve beraberinde gelen duygusal yıkımlar, tek başına kalmış bir anne olarak sarf edilen çabalar film aracılığıyla seyircide etki bırakıyor. Muhteşem müzikleriyle, senaryosuyla ve oyuncu kadrosuyla yıllardır etkisini yitirmeyen yapım bizleri büyülemeye yıllar sonra da devam edecek gibi duruyor. 


184 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page