• Feyzullah Ünnü

R.M.N.: AVRUPA'NIN GÖÇMEN MESELESİ İLE MÜCADELESİNİN RESMİ



7-16 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen Filmekimi, yine dünyanın dört bir yanından festival seçkilerine girmiş, ödüller almış birçok filmin gösterimine ev sahipliği yaptı. Hirokazu Kore-eda, Park Chan-wook ve Kirill Serebrennikov gibi usta yönetmenlerin filmlerinin yer aldığı seçkide, son 20 yılda Avrupa ve Dünya sinemasında ses getiren işlere imza atan Romanya Sinemasının öne çıkan yönetmenlerinden Cristian Mungiu’nun yeni filmi R.M.N. merak edilenler arasındaydı. Daha önceki filmleri “4 Months, 3 Weeks and 2 Days” ve “Beyond The Hills” ile Cannes Film Festivali’nin gözdelerinden olan yönetmen bu filmiyle de festivalin seçkisine girmeyi başardı. Sinemasında 80’lerin Çavuşesku yönetimi altındaki Romanya başta olmak üzere birçok politik meseleyi ele alan yönetmen bu filminde Avrupa’nın mevcut göçmen krizi ile mücadele edişini, onunla başa çıkamayışını ele alıyor.


Film Almanya’da işçi olarak çalışan Matthias’ın oğlunun konuşma yitişini kaybettiğini öğrendikten sonra Romanya’ya geri dönüşü ile başlıyor. Matthias Noel öncesinde bu dönüşü ile oğlunun akıbetini öğrenmenin yanı sıra yaşlı ve zor durumdaki babasını ve arkasında bıraktığı sevgilisi Csilla’yı tekrar görme arzusunu da içinde barındırıyor. Oğlunun sebebi belirsiz bir şekilde korkarak konuşma becerisini kaybedişine çare bulamayan Matthias o sırada köyündeki diğer işlerini yoluna koymaya çalışıyor. Bu arada Csilla’nın yönetici olduğu fırına Sri Lanka’lı üç göçmen işçinin alınmasıyla köyde huzursuzluk başlıyor. Ekonomik endişeleri bulunan kasaba halkı göçmenlerin gelişiyle beraber tüm rahatsızlıklarını ve sorunlarını yıkacak bir hedef buluyor. Kültürel ve politik sebeplerle de beslenen bu kitlesel yabancı düşmanlığı film ilerledikçe sorunlar silsilesini beraberinde getiriyor.


Son on beş yıldır ekonomik ve politik kriz altında olan Avrupa’nın serhaddinde bu krizi daha derin ve sert hisseden Romanya’da geçen film günümüz göçmen meselesini incelikli bir şekilde ele alıyor. Pandemi ve Pandemi sonrası dönemde sarsılan ulusal ekonomilerden etkilenen diğer tüm yerel halklar gibi Romanya halkı da benzer endişelere ve problemlere sahip. Romanya’nın bir portresi olan kasabada yerel ekonomide küçülme, iş olanaklarının azalması ve yoğun dış göç gibi problemleri gözlemliyoruz. Böyle bir ortamın içerisine gelen 3 Sri Lankalı göçmen işçi, kaynayan kazanı taşıran nokta oluyor. Göçmenlerin fabrikada çalışmaya başlamasıyla yerel halk, yaşadıkları sorunlarını basit bir biçimde dayandırabilecekleri ve öfkelerini yansıtabilecekleri bir hedef buluyor. Bu göçmenleri hedef alan sözlü saldırılarını ırkçı damgası yememek adına bazı politik, ekonomik, kültürel ve bilimsel nedenlere dayandırmaya çalışan yerel halk aslında yabancı karşıtlıklarını rasyonelize etmekten başka bir şey yapmıyor. Her gün karşımıza çıkabilecek “They took our jobs”tan “Yabancılar bizim kadar temiz olmuyor”a kadar klişe göçmen karşıtı sağcı argümanlarla bezeli söylemler devamında fiziksel saldırılara da neden oluyor. Hiçbir şekilde göçmenleri kasabada barındırmamak için ellerinden gelen yapan halk sonunda başarılı da oluyor. Bu sırada gördüğümüz tartışmalar ve kavgalar, Avrupa’da ve diğer Batı ülkelerinde göçmen meselenin nasıl ele alınamadığı ve “öteki”yle barışılamadığını ortaya koyuyor. Birçok milletten insana ev sahipliği yapan ve son 5 yıldır ciddi bir göç sorunu yaşayan Türkiye’den bu filme baktığımızda benzer karakterleri, söylemleri ve eylemleri maalesef bizim ülkemizde de görmek oldukça üzücü.



R.M.N, politik meselesinin yanı sıra özellikle birkaç sahnesiyle uzun süre akıllarda yer kalabilecek bir film. Yaklaşık 20 dakika süren sosyal tesislerdeki tartışma sahnesi oldukça etkileyici. Çok fazla karakterin birçok koordineli diyaloğunun olduğu sahnede, yazarlık ve icra bakımından harika bir sonuç elde edilmiş. Yönetmenin 40-50 kişinin olduğu bir mekana direkt, bir tanık edasıyla yerleştirdiği kamera bizi tartışma içine tüm kuvvetiyle çekiyor. Akılda kalan bir diğer sahne de, göçmenlerden sorumlu olan Csilla’nın bir akşam yemeğine konuk olduğu Sri Lankalı göçmenlerle sohbet ederken evlerine düzenlenen saldırı anı. Uzun bir süre sohbet havasında ve oldukça sakin geçen sahne eve molotof atılmasının sarsıcılığı ile seyirciyi şoka uğratıyor. O ani ruh hali değişiminin etkisini çekimle de birleştiren yönetmen filmdeki karakterlerin hissinin bir kopyasını bizlerde yaratıyor. Ancak maalesef filmin Avrupa’nın haleti ruhiyesini ekrana taşıma ve güncel bir meseleyi ele alma konusundaki beceresini karakterler düzeyinde pek göremiyoruz. Kararların rasyonel süreçlerle ilerlemediği çoğunlukla belirsiz itkilerle hareket eden kişileri izlediğimiz R.M.N.’de, film karakterlerle yakınlık kurmamıza veya yabancılaşmamıza pek izin vermiyor. Yönetmen bu tercihi bizi uzaklaştırmak için yaptığını tahmin etsek de filmdeki tüm karakterlerle aynı uzaklaşmaya sahip olmamız filmle kurduğumuz bağı da zayıflatıyor.


Sinematografisiyle sinemaseverlerin ilgisini çeken Cristian Mungiu bu filmiyle de beklentileri birçok yönden karşılıyor. Yönetmen Romanya’dan yerel bir hikaye olarak değil de tüm Dünya’da yükselen sağın ve göçmen karşıtlığının resmi olarak ele aldığı film; reji, senaryo ve oyunculuk bakımından oldukça başarılı. R.M.N. neredeyse sona eren festivaller döneminin ardından yavaş yavaş gösterime girecek olan festival filmleri içerisinde kesinlikle izlemeye değer.


23 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör