top of page
  • Mithat Engin Topaloğlu

IRKÇILIĞIN UZANABİLECEĞİ KÖTÜLÜKLER ÜZERİNE: DAMIANA KRYYGI

Bu kadim gezegende iyilik adına pek çok yapılan girişim insanlığın elinde kendinden olmayanı cezalandırmanın bir yöntemi haline dönüştü. Çinlilerin insan hayatını uzatmak adına keşfettikleri barut, sayısız savaşın itici gücü olmuştu. Bilim uğruna kaydedilen pek çok gelişme de benzer şekilde özellikle İkinci Dünya Savaşı’nda kapanması çok zor yaralar açmıştı. Şimdi ise yazının başlığından yola çıkarak “Irk” ifadesine değinmek istiyorum.


Bu ifade aslında Fransa’da 17. yüzyılın sonuna doğru belirli bir insan grubunu tanımlamak için kullanılmış ve bu ifadeye şu anda olduğu gibi bir anlam yüklenmemiş. O dönemde hekimlik yapan François Bernier (1620-1688) “Irk” ifadesini tür kavramı ile eşdeğer tutmuştur. Tabi insanların içinde bulunduğu kültür, durumlara sergilediği tavır tarihin bir gerçeği olduğu üzere değişiyor ve bu değişim elbette dile de yansıyor.


Tabi bu süreci aktarırken “Irk” ifadesinin kısıtlı bir zamandaki gelişimine değinmekle birlikte bu ifadenin şu anki anlamıyla özdeşleşebilecek “Öteki” ile ilgili insanlığın hep bir sorunu olduğunu dile getirmem gerekir. Günümüzde sadece fikir ayrılığına dayalı “ötekileştirme” dahi mümkün iken tarihin tozlu sayfalarında insanların yatkın olduğu bu eğilimin başlangıç noktasının fiziksel farklılıklar olmasına pek de şaşırmamak gerekir.


Özellikle 15. yüzyıldan sonra Batılılar dünyaya açılarak kendilerine benzemeyen toplulukları “yaşamayı daha az hak eden ve aşağılık yaratıklar” olarak kodlamışlardır. Ancak başta da belirttiğim üzere kültür zamanla değişen bir kavram. Bu bakış açısını referans edinerek “Öteki”ye zorbalıkta bulunanlar halen olsa da mantığa dayandırılamayan bu olumsuz fikirleri bertaraf etmekte hepimizin elinde.


İşte bu yazımda ırkçılığa dair izleyicinin topluma yararlı çıktılar edineceğine inandığım bir film üzerine kısaca değineceğim: Damiana Kryygi


Damiana, 20. Yüzyılın başlarında Alman bir antropolog için bir araştırma malzemesi olmaktan öte bir anlam ifade etmeyen 14 yaşında, yerli bir tutsaktır. Tutsaklığının iki ay sonrasında ise hayata gözlerini yummuştur.


Damiana'nın mensup olduğu halk Güney Amerika'nın yerli avcı-toplayıcı kabilesi olan Aché'dir. Belgeselde 17. yüzyıldan bu yana ki o dönem Avrupalılar ile ilk temaslarını gerçekleştiren bu Paraguaylı halkın topraklarına nasıl el konulduğu ve kültürlerinin nasıl yok edildiği anlatılıyor. Ailesini öldürdükten sonra bebekken alıkoydukları Damiana'nın nasıl köleliğe zorlandığını ve nasıl üzerinde incelemeler yapılması amacıyla Alman antropologlara teslim edildiğini öğreniyoruz.


Bu trajik olaylar yetmezmiş gibi 14 yaşında tüberkülozdan yaşamını yitiren bu genç insanın ölümünden sonra cesedinin parçalandığının, uzuvlarının Arjantin'deki La Plata Müzesi'ne ve kafatasının ise detaylı bilimsel çalışma için Berlin'e gönderildiğinin altını çizelim. Daha bir yüzyıl önce gerçekleşmiş bir olaydan bahsederken insanlığın bu acımasız yüzüne rastlamadan edemiyoruz.


Ve maalesef ki ancak 2012 senesinde Damiana'ya dair kalıntılar halkına iade edildi. Böylece toplumunun ritüellerine göre toprağa gömülmüş oldu.


Son olarak değinmek isterim ki genele bakıldığında insanların birbirlerine bakış açısı bu tarihi trajediden daha medeni bir düzeyde olsa da uç örneklere halen rastlamak mümkün. Bunun için kısa bir gözlem yeterli olacaktır. Damiana’ya dair trajediyi incelerken tarihte çok geri gittiğimiz söylenemez. Öte yandan bu tarz trajedilerin önüne geçmek için ise tarihten dersler çıkarmak toplumların ödevidir. Bu ödevi tesis etmek için “Damiana Kryygi” izlenebilecek etkileyici bir belgesel. Bu yapımda yalnızca sömürgeciliğe dayalı ırkçılığın değil, aynı zamanda insanlığı yok sayan bilimin de kınanmakta olduğunun altını çizelim. Dolayısıyla tüm izleyicilere şimdiden iyi seyirler diliyorum.



29 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentários


bottom of page