• Işılay Kolik

ANADOLU'DA BİR ÇOCUK ÜSTÜNDEN AİLE VE EMEK İLİŞKİLERİ: TAHTACI FATMA BELGESELİ İNCELEMESİ




Bir Suha Arın belgeseli olan 1979 yılında çekilmiş Tahtacı Fatma, Batı Toroslarda tahtacılık yapan insanların günlük hayatlarını ve iş rutinlerini eşi az görülecek çıplak bir samimiyetle anlatmaktadır. Belgeselde farklı yaş gruplarından orman işçilerinin hayat, emek ve devlet ile ilgili kimi zaman keskin bir hüzünle kaplı kimi zaman da kendine has bir muziplik içeren deneyimlerini izliyoruz. Belgeselin merkezinde ise 12 yaşındaki tahtacı Fatma, tüm hayatını ve hayallerini bize aktarıyor.


Fatma’nın bir iş günü abisi ve babası ile düzenli olarak ormana gidip ağaç kesim motoru kullanmayı, kesilen ağaçların dallarını ayırıp temizlemeyi ve yük taşımayı içeriyor. İş günleri haricindeki dinlenme günlerinde ise ekmek yapmak, yemek hazırlamak, örgü örmek ve bebeklerin bakımıyla ilgilenmek Fatma ile diğer tüm kadın ve kız çocuklarının sorumluluğunda. Her biri uzun saatler isteyen bu yorucu işlerin Fatma’nın sırtına bu sözde dinlenme günlerinde yükleniyor olması akıllara Christine Delphy’nin Baş Düşman makalesini getiriyor.


Delphy’e göre, ev içerisindeki zor ve emek isteyen işler kadınların sorumluluğunda varsayılır ve bu işlerin en büyük ortak noktası, karşılığı ödenmeyen işler olmasıdır. Fatma’nın güneşin doğuşuyla ayağa kalkıp ekmek yapması, etrafı toplaması, yemek hazırlaması ve bebeklerle ilgilenmesi de aynen Delphy’nin işaret ettiği gibi ağır bir yük taşıyan ve asla karşılığı alınmayan bir iştir. Filmde Fatma bu işleri yapmak zorunda olduğunu, annesinin hasta olduğunu ve abisiyle babasının bu işleri beceremeyeceğini ifade eder. 12 yaşındaki Fatma’nın, yetişkin babasına ve kendisinden yaşça büyük abisine hizmet etmek zorunda oluşu aile yapısının sessiz ve keskin kurallarıyla çoktan kararlaştırılmıştır. Bu bağlamda söylenebilir ki Fatma’nın hakkı sömürülen bir çocuk işçi oluşu yalnızca devlet politikaları eliyle değil, aynı zamanda aile yapısının ona biçtiği rol sebebiyledir.


Ormandaki ağır işçilik dışında yemek, çocuk bakımı ve çadır temizliği gibi ev içi işlerin sırtına yüklendiği birçok farklı kadın ve kız çocuğunu da belgeselde görüyoruz. Ailelerine yardım edip “evi çekip çevirebilmek” adına kız çocukları ortaokuldan sonra eğitimlerine devam etmeyi tercih etmiyorlar. Kız çocuklarının kendi hayatlarını kurması zül sayılıyor, onlar için en “hayırlı” iş ailelerine yardım etmek olarak görülüyor. Ailelerine yardım etmek uğruna hayatını bu iş düzenine göre düzenlemek sadece kız çocuklarının değil aynı zamanda yetişkin kadınların da talihinde var.


Filmde günlük hayatını dinlediğimiz orman işçilerinden biri olan Elif Şen, 70’li yaşlarındaki bir romatizma hastası. Oğluna maddi destek olabilmek adına orman işçiliği yapmaya devam eden Elif Şen, uzun yıllardır bel ağrısı çekmesine ve bu yorucu tempodan bıktığını filmde birçok kez dile getirse de bu işi yapmaya mecbur olduğunu hisseden yaşlı bir kadın. İki kere evlenip boşanmış oğluna bakmak “zorunda” olduğunu hisseden Elif Şen’in durumunda orman işçiliği, patriyarka ve kapitalizmin karşılıklı ilişkisine işaret ediyor. Heidi Hartmann’a göre maddi temeli olan ve erkeklerin kadınlara egemen olmalarını sağlayan bir karşılıklı bağımlılık yaratan toplumsal ilişkiler dizisi olarak patriyarka, orman işçiliği yapan kadın ve kız çocuklarının durumuna dair bir tanımlama yapabilme imkanı sağlıyor. Kadınlar, aile ve ahlak kurallarından güç alan söylemlerin etkisiyle ailelerinin yanında kalıp hem ormanda hem de ev içinde işçilik yapıyorlar.


Babasına destek olmak, abisine yemek yapmak, evi çekip çevirmek durumunda kalan Fatma günün sonunda 12 yaşındaki bir kız çocuğu. Esasında, birinci elden bakıma ve desteğe ihtiyaç duyan kişi Fatma iken, omuzlarına yüklenen ev içindeki ve ormandaki işleri Fatma’nın çocuk rolünü çalıp geriye kalbi kırık bir “tahtacı” sıfatını bırakıyor.


Son tahlilde Tahtacı Fatma, yalnızca orman işçiliği sorununu işaret eden bir eser değil, aynı zamanda kadınların sömürülen emeğini, sömürülen emeklerinin aile ışıltısıyla kutsanmasını, ailelerin çocuklarının potansiyellerini bu cenderede yok etmelerini tüm o hüznüyle aktaran sosyal gerçekçi bir sinema olayı.


86 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör